Boyatürk Yapı Kimyasalları Dergisi | Akıllı Yapı Cepheleri



Akıllı Yapı Cepheleri

Akıllı Yapı Cepheleri

Doç. Dr. Müjde Altın / Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Vefa Orhon / Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi

Özet

Tüm dünyayı etkileyen 1970’lerdeki petrol kriziyle birlikte, mimaride yapı cephelerinin tasarımları değişmiş, konfor koşullarının çevreye daha az zarar veren enerji kaynaklarıyla karşılanması gerektiği anlaşılmış, bu dönemden sonra sürekli gelişen cephe tasarımları karşımıza çıkmış, halen yenileri karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Günümüzde sürdürülebilir mimarlığın da etkisiyle daha farklı özellikte cepheler tasarlanmaya başlanmıştır. Bunların çoğu, çevrelerine uyum sağlayan "akıllı yapı cepheleri” olarak adlandırılan özellikteki cephe tasarımlarıdır. Buradan hareketle bu çalışmanın amacı, akıllı yapı cephesi tasarımlarını farklı özelliklerine göre sınıflandırarak günümüzdeki farklı örnekleriyle irdelemek ve gelecek için öneriler geliştirmeye çalışmaktır. Bunun için akıllı yapı cepheleri, enerji üreten, ısı kayıp ve/veya kazancını dengeleyen, kendini ve/veya havayı temizleyen ve diğer akıllı yapı cepheleri olarak 4 sınıfta incelenmiş, her bir sınıf için birer örnek detaylı olarak incelenerek sürdürülebilir özellikleri belirtilmiş ve sürdürülebilir bir gelecek için öneriler oluşturulmaya çalışılmıştır.


1. Giriş

Sürdürülebilir kalkınmanın ve sürdürülebilir mimarlığın gündemde olduğu günümüzde, akıllı yapı cepheleri çok farklı şekillerde ve konseptlerde karşımıza çıkmaktadır. Endüstri devrimine kadar cephe tasarımları, kısıtlı malzeme ve teknoloji olanaklarıyla ve aynı zamanda enerji korunumu dikkate alınarak oluşturuluyordu. Endüstri devrimi sonrasında ise malzeme ve teknolojideki ilerleme ile yapı cephesi tasarımları çok değişmiş, yapıların çevresel etkileri ve binalardaki konfor koşulları düşünülmeden özgür bir şekilde yapılmaya başlanmıştı. 1970’lerdeki petrol kriziyle birlikte, fosil kaynaklı enerji tüketimini azaltmak için bu cephe tasarımlarının değiştirilmesi gerektiği, konfor koşullarının daha az enerji tüketerek ve çevreye daha az zarar veren enerji kaynaklarıyla karşılanması gerektiği anlaşılmıştır. Bu dönemden sonra karşımıza sürekli gelişen cephe tasarımları çıkmış, halen yenileri de çıkmaya devam etmektedir. Günümüzde sürdürülebilir mimarlığı sağlayabilmek için daha farklı özellikte cepheler tasarlanmaya başlanmıştır. Bunların çoğu, "akıllı cephe” olarak adlandırılabilecek özellikteki cephe tasarımlarıdır. Akıllı cephe kısaca "çevresel uyaranlara yanıt vererek ortam şartlarına uyum gösteren” cepheler olarak tanımlanabilir [1]. Böylelikle bu cepheler, enerji ve kaynak tüketimini, karbon salınımını ve çevreye verilen zararı azaltarak sürdürülebilir mimarlığın sağlanmasına katkıda bulunmaktadırlar.

Çalışma kapsamında öncelikle akıllı yapı cephesi tanımı verilerek sınıflandırma çalışması yapılacak, daha sonra bu sınıflardan her biri için birer örnek detaylı olarak incelenecektir. Sonrasında değerlendirme yapılarak akıllı yapı cephelerinin sürdürülebilir mimariye katkısı örnekler üzerinden belirtilecek, sürdürülebilir bir gelecek için ileriye dönük öneriler geliştirilmeye çalışılacaktır. Sonuç olarak çalışmanın, hem akıllı yapı cephelerinin sürdürülebilirlik açısından mimariye katkılarını vurgulaması, hem de günümüz akıllı yapı cephesi uygulamalarını örnekleyerek bir anlamda sınıflamaya çalışması açısından literatüre katkısı olacaktır.


2. Akıllı Yapı Cephelerinin İncelenmesi

Bu çalışmada, "Akıllı Yapı Cephesi” tanımı ile "çevresel koşullara yanıt vererek binaların daha etkin olmasını sağlayan yapı cepheleri” kastedilmektedir. Bu tür cepheler, kendilerini ayarlayarak dış koşullara uyum sağlar ve böylelikle kullanıcı ihtiyaçlarını karşılayarak konfor koşullarını sağlarken, enerji ihtiyacını da minimumda tutar. Çevresel koşullara cevap verebilmek için bir bina cephesinin:

  • "Akıllı” birtakım özelliklere ya da fonksiyonlara sahip olması,
  • "Akıllı” malzemelerle inşa edilmiş olması gerekmektedir.

‘Çevresel koşullara yanıt veren mimarlık’ (responsive architecture) kavramı ilk kez 1970 yılında Negroponte tarafından ortaya atılmıştır [1]. Böylece ilk kez alışılagelmiş yapı kavramının ötesine geçilerek ‘çevresel koşullara göre değişerek uyum gösteren mimarlık’ (adaptive architecture)

fikri de ortaya çıkmıştır. Kendini çevresel koşullara uyarlayan ilk akıllı yapı cephesi örneği olarak mimar Jean Nouvel tarafından Paris’te 1981-1987 arasında inşa edilen Arap Dünyası Enstitüsü (Institute du Monde Arap) binası verilebilir. Bu akıllı cephede, gelen ışığa bağlı olarak elektropnömatik sistemle kontrol edilen 30.000 adet alüminyum malzemeli mekanik diyafram kullanılarak gün ışığının

iç mekana kontrollü alınması sağlanmıştır [2]. Bu örnekte akıllı yapı cephesi, güneşten olan enerji kazancını dengeleyerek iç mekanda termal ve görsel konfor koşullarının sağlanması konusunda çalışmaktadır.


Akıllı Yapı Cephelerini, Farklı Özelliklerine Göre:

• Enerji üreten,

• Isı kayıp ve kazancını dengeleyen,

• Kendini ve/veya havayı temizleyen cepheler gibi farklı sınıflara ayırmak mümkündür.

Bunların dışında bu kategorilere girmeyen ancak yine de akıllı denmesi gereken örnekler de günümüzde mevcuttur. Bu nedenle çalışma kapsamında bunlar için de "diğer akıllı cepheler” şeklinde ek bir inceleme yapılması gerekli görülmüştür. Ancak yine de teknolojinin ilerlemesiyle ve

nanoteknoloji kullanımı ile akla gelen her türlü özelliğin cephelere kazandırılabilmesi sonucunda, ileride bu kategorileri sürekli yenilemek, değiştirmek gerekebilecektir. Bu çalışma kapsamında yukarıda belirtilen dört kategori için birer örnek seçilerek incelenmiştir.


2.1. Enerji Üreten Akıllı Cepheler:

Enerji üreten cepheler günümüze kadar güneş kollektörleri, fotovoltaik (FV) hücre/paneller, Trombe duvarları gibi enerji üreten sistemlerin ve teknolojilerin kullanımıyla oluşturulmakta olup, günümüzde enerji üreten çok farklı cephe sistemleri tasarlanmaya başlanmıştır. Bunlara verilecek en güzel ve en yeni örneklerden bir tanesi Almanya’da 2013’te yapımı tamamlanan "Biyoreaktörlü Cephe”ye sahip olan BIQ binasıdır.

 

BIQ – Biyoreaktör Cepheli Bina, Almanya:

Bu cephe, türünün ilk örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Binanın güneş gören cephelerinde, içerisinde canlı algler barındıran cam paneller kullanılmıştır. Bu paneller hem gölgeleme elemanı olarak, hem de algler güneş ışınımıyla fotosentez yaparak besinlerini üretirlerken iç mekanı ısıtan

elemanlar olarak kullanılmaktadır. Ayrıca algler iyice çoğaldıklarında panellerden alınarak başka bir yerde biyokütle olarak kullanılmakta, enerji elde edilmektedir. Bu elde edilen enerji, başka herhangi bir bitkinin yakılmasına göre 5 kat daha fazla olmaktadır. Algler fotosentez yaptıkça cephe renk değiştirmektedir. Dolayısıyla alglerin besin ve ısı ürettikleri, renklerinden anlaşılmaktadır (Şekil 1a ve

Şekil 1b)[3]. Alglerden oluşan paneller, binanın tüm enerji ihtiyacını karşılarken karbon salımını yılda 6 ton azaltır [4]. Bina akıllı cephesinin sürdürülebilir özellikleri şöyle sıralanabilir: • Gölgeleme – iç mekan konfor koşulları,

 

• Kaynak (fosil) tüketimini azaltma,

• Biyokütle (verimi yüksek) – yenilenebilir enerji kaynağı kullanımı,

• Karbon salımının azaltılması,

• Çevreye verilen zararın azaltılması.

 

 

Sokrates Evi’nde (Şekil 2) binayı kuzeyden gelen soğuk hakim rüzgarların etkisinden korumak üzere doğu, kuzey ve batı yönlerinden saran kalın taş duvarlar kullanılmıştır. Benzer şekilde, iklim farklılığından dolayı burada da binayı sıcaktan ve güneşin ısıtıcı etkisinden korumak üzere, yönlenme 180° döndürülerek binayı doğu, güney ve batı yönlerinden saracak şekilde bir çözüm getirilmiştir.

Sokrates evindeki güneye bakan ve güneşin faydalı etkilerinden (örneğin kışın iç mekanın ısıtılması, doğal aydınlatma, hijyen gibi etkilerinden) faydalanılması için uygulanan güney yönündeki saçakla korunan teras ve güneye bakan şeffaf cephe, Al Bahar Kuleleri’nde de uygulanmak istenmiş, bunun için teknolojiden de faydalanılmış ve hareketli, güneşin ve rüzgarın hareketlerine duyarlı bir şekilde açılıp kapanabilen bir gölgeleme sistemi kurgulanarak uygulanmıştır. Hatta binada güney yönünde oluşturulan gökbahçeleri ile güneşin yakıcı etkisi hafifletilmek istenmiş, Sokrates evinin terası bu şekilde uygulanmaya çalışılmıştır.

Cephe tasarımında, bölge mimarisine özgü, parlama ve güneş ışınımı kazanımını azaltırken mahremiyeti sağlayan "Mashrabia”nın prensipleri ve geometrik kompozisyonu ile bitkilerin kendini güneşin değişen yönüne ve değişen iklim koşullarına adapte etmesi bir arada kullanılmıştır. Buna ek olarak kağıt katlama sanatı "origami” de tasarıma eklenince, güneşin hareketine göre açılıp kapanarak iç mekanı güneşin istenmeyen fazla ışınımlarından koruyan, modern ve yenilikçi bir cephe sistemi ortaya çıkarılmıştır (Şekil 3). Her bir üçgen parça yaklaşık 6m x 4m boyutlarında olup ağırlıkları 240 – 600 kg arasında değişmektedir. Bunların taşıyıcı iskeletinin üzerinde PTFE ile kaplanmış fiberglas kullanılmıştır. Bu sistem sayesinde cephede kullanılan camlar daha fazla ışık geçiren cinsten seçilmiş, dolayısıyla ağır kaplamalı camlar kullanılmamıştır. Böylelikle hem camlardan (minimum malzeme kullanımı) hem de daha az klima kullanımından (enerji ve kaynak korunumu) dolayı bina daha sürdürülebilir hale gelmiştir [6][8].

 

Her bir kulede bu üçgen bileşenlerden 1000’er adet kullanılmıştır. Sistem, cam cepheden 2m uzakta monte edilmiştir. Sistemin binadaki gölgeleme oranı %80 olup, çöl gibi bir iklimde bu durum olumsuz bir durum yaratmamakta, yapay aydınlatmaya fazla gerek olmamaktadır. Ancak sabit gölgeleme elemanları kullanılan yapının benzerlerinde bu durum tam tersi olup gün içerisinde oldukça yüksek oranda yapay aydınlatmaya ihtiyaç duyulmaktadır [8].


 

Şekil 4. Al Bahar Kuleleri; a. genel görünüm; b. gölgeleme elemanı detayı [9]

Bina akıllı cephesinin sürdürülebilir özellikleri şöyle sıralanabilir:

• Yöreye ve kültüre uygun tasarım (Mashrabia),

• Gölgeleme – iç mekan konfor koşulları,

• Kaynak (fosil) tüketimini azaltma (soğutma ve yapay aydınlatma),

• Çevreye verilen zararın azaltılması,

• Minimum malzeme kullanımı (cam).


2.3. Kendini ve/veya Havayı Temizleyen Akıllı Cepheler:

Kendini ve/veya havayı temizleyen cepheler de kendi içinde farklı gruplara ayrılabilir,

• Süperhidrofobik (suyu iten) cepheler,

• Fotokatalitik (katalizör yardımıyla kirleri parçalayan) /süperhidrofilik (suyu geniş yüzeye yayan) cepheler,

• ETFE ve PTFE benzeri yapışmaz yüzeylerden oluşturulancepheler,

• Manuel olarak ayarlanarak otomatik temizlenen cepheler gibi.

Ancak bu çalışmada, bu grupların her birine yer verilemeyeceği için, temizleme fonksiyonu ana özellik olarak ele alınacak ve hepsi tek başlık altında incelenecektir. Bu cephe sınıfına verilecek en güzel örnek, Meksiko City’deki bir hastanenin cephesidir. Havadaki egsoz dumanını temizlediği için binaya aynı zamanda "duman yiyen cephe” de denmektedir.


Manuel Gea Gonzalez Hastanesi Especialidades Kulesi - Duman Yiyen Cephe:

1992’de dünyadaki havası en kirli kent olarak ilan edilen Meksiko City’de inşa edilmiştir. Bu yeni cephe, sadece kendisini değil, aynı zamanda etrafındaki havayı da temizleme özelliğine sahiptir [10]. Buna ek olarak, çift cidarlı cephe tasarımıyla, gölgeleme elemanı gibi çalışarak iç mekan konfor koşullarına katkı sağlamaktadır. Güneşin UV ışınları, dumanlı/kirli havadan geçerek 2500 m2’lik cephedeki kaplamanın üstündeki titanyum dioksit’e ulaştığında, kaplama ile dumanın içindeki kimyasallar (mono-nitrojen oksitler-NOx) arasında kimyasal bir reaksiyon oluşur ve dumandaki kimyasallar, gübrede kullanılan bir tuz olan kalsiyum nitrat, karbondioksit ve su gibi daha az zararlı kimyasallara ayrışır. Titanyum dioksit bu reaksiyonda katalizör olarak görev yaptığı için kendisine bir şey olmaz, dolayısıyla kaplama çıkana kadar cephede bu reaksiyonları yapmaya devam eder. Bu tip cephelere fotokatalitik cepheler denir [11].

Binanın sadece titanyum dioksit kaplaması değil, aynı zamanda tasarım özelliği de akıllı cephe olmasını sağlar. Kaplamanın kuazi kristal (yarı kristal) geometrisi nedeniyle akıllı cephe daha çok yüzey alanına sahip olduğundan kimyasal reaksiyon daha çok oranda gerçekleşir.

 

Cephe tasarımını gerçekleştiren firma eş-direktörü Daniel Schwaag’ın belirttiğine göre bu geometri kullanımı ile cephenin yüzey alanı %200 artmış ve aynı zamanda cephe bu geometri sayesinde her yönden gelen ışınları yakalayabiliyor [12]. Firmanın diğer eş-direktörü olan Allison Dring ise, bu şekillerin rüzgar hızını yavaşlattığını ve türbülans oluşturduğunu, böylelikle kirleticilerin aktif yüzeye

daha iyi dağıldığını belirtiyor. Cephe, 2500 m2’lik alanıyla günde 1000 aracın sebep olduğu hava kirliliğini temizleyebilmektedir [11].

 

Bina akıllı cephesinin sürdürülebilir özellikleri şöyle sıralanabilir:

• Fosil kaynaklı yakıt tüketiminden oluşan hava kirliliğini temizleme,

• Çevreye verilen zararın azaltılması,

• Gölgeleme – iç mekan konfor koşulları,

• Binanın karbon salımını azaltması.


3.4. Diğer Akıllı Cepheler

Tüm ele alınan akıllı cephelerden başka bir de farklı amaçlar için kullanılan cepheler vardır. Bu gruba, bir medya ekranı olarak kullanılan akıllı cepheler örnek olarak gösterilebilir. İnşa edilmiş Pekin’deki GreenPix sıfır enerjili medya duvarı, Graz Sanat Müzesi ve Tokyo’daki Chanel Ginza Binası gibi örnekleri vardır. Bu çalışmada, gerek dünya üzerinde şu anki en büyük renkli LED ekran olması, gerekse hem enerji üreten hem de enerji dengeleyen akıllı cephe özelliklerini de taşıması nedeniyle GreenPix Medya Duvarı incelenecektir.


GreenPix Sıfır Enerjili Medya Duvarı:

2008 yılında inşası tamamlanan ve 2008’de Çin Halk Cumhuriyeti’nde, Pekin’de düzenlenen olimpiyatlara komşu olan Xicui Entertainment Kompleksi’nin cephesinde oluşturulan GreenPix medya duvarı, yaklaşık 2000 m2’lik alanıyla dünyanın en büyük renkli LED ekranına sahiptir [13]. Şekil 6’da görülen bu ekran, yine cephede kullanılan FV bileşenlerin güneş ışınımından ürettiği elektrik ile

çalışmaktadır. FV’ler, ekranın ihtiyacının yaklaşık iki katı kadar enerji üretebilmektedirler [13]. Böylelikle cephe, enerjisini gündüz güneşten depolayan, bu enerjiyi gece kullanan, kendi kendine yeten bir sistem oluşturmakta, bu özelliğiyle sürdürülebilir bir akıllı cephe olduğunu göstermektedir.

Polikristal FV hücreler, giydirme cephenin lamine camlarının içine, tüm cephe alanında değişen yoğunluklarda yerleştirilmişlerdir. Böylelikle içeriye giren güneş ışınımları dengelenmekte, bina fazla ısı kazanımından korunmakta, bu fazla ışınım ile de LED’ler için enerji üretilmekte ve depolanmaktadır

[14]. Görüldüğü gibi bina cephesi hem enerji üreten, hem enerji kazançlarını dengeleyen, hem de farklı bir fonksiyon -medya ekranı- üstlenen bir akıllı cephedir. Böylelikle cephenin sürdürülebilirlik özelliği de artmaktadır.

Şekil 6. GreenPix Medya ekranı; a. binanın gece görünümü, b. cephe panellerinden detay [13].

Bina akıllı cephesinin sürdürülebilir özellikleri şöyle sıralanabilir:

• Gölgeleme – iç mekan konfor koşulları,

• Kaynak (fosil) tüketimini azaltma,

• FV paneller ile enerji üretimi,

• Karbon salımının azaltılması,

• Çevreye verilen zararın azaltılması,

• Medya ekranı – sürdürülebilirliğin sosyal boyutu.


4. Değerlendirme ve Sonuç:

Bu çalışmada ele alınan binalar, cepheleriyle fark yaratan, geleceği şekillendiren/şekillendirmeye başlayan binalardır… Akıllı yapı cepheleri, artık günümüzde nanoteknoloji sayesinde neredeyse istenilen her özellikte üretilebilmektedir. Özellikle duman yiyen cephe örneğinde görüldüğü gibi, nanoteknoloji boyutunda üretilen malzemeye, dolayısıyla da yapı bileşenine teoride istenilen hemen her özelliği kazandırmak mümkün olmaktadır. Örneklerde görüldüğü gibi yapının sadece cephesi, binayı dikkate almadan kendi başına sürdürülebilir olmakta, kendi başına yapının tüm karbon salımını nötrleyebilmektedir. Gelecekte yeni sistem ve teknolojilerin geliştirilmesiyle, bu çalışmada yapılmaya çalışılan akıllı cephe sınıflandırması genişleyecek, belki de çok sayıda sınıf karşımıza çıkacaktır.

Ancak bunların hepsinin ortak özelliği, çevrelerine uyumu ve sürdürülebilir mimarlığı hedeflemiş olmalarıdır. Enerji üreten, kendini/havayı temizleyen ve enerji kazanç/ kaybını dengeleyen cephelerin ortak özellikleri, sonuçta "sürdürülebilir yapılı çevreyi oluşturma çabası”dır. Diğer akıllı cepheler sınıfına giren ve günümüzde daha çok medya ekranı fonksiyonuyla karşımıza çıkan cepheler ise bu fonksiyona ek olarak enerji korunumunu da dikkate almaktadırlar. Buna rağmen sadece medya ekranı fonksiyonuyla bile sürdürülebilirliğin sosyal ve ekonomik boyutunu karşılayabilmekte olup, sadece bu özellikleriyle sürdürülebilir kabul edilebilirler. Kaldı ki GreenPix örneğinde görüldüğü gibi artık günümüzde tek fonksiyonlu cepheler, yerini çok fonksiyonlu cephelere bırakmakta, dolayısıyla kaynak ve enerji kullanımını azaltan, çevreye daha az zarar veren, daha ekonomik, daha konforlu ve dolayısıyla daha sürdürülebilir cepheler üretilebilmektedir.

 

Böylelikle sürdürülebilir akıllı yapı cepheleri hiç şüphesiz geleceğin sürdürülebilir binalarının üretilmesinde mimarların en büyük yardımcısı olacaktır. Bu nedenle çok dikkatli incelenmeli, sürdürülebilir akıllı cephelerin tasarım ve yapımına çok fazla önem verilip, daha fazla fonksiyon içeren ve çevreye katkısı yüksek olan cephe tasarımları geliştirilmeye çalışılmalıdır. Sürdürülebilir mimarlığın elde edilmesi, böyle çabaların sonucu olacaktır.


Kaynaklar

1. Orhon, A.V. (2012). Akıllı Malzemelerin Mimarlıkta Kullanımı, Ege Mimarlık, Aralık 2012, ss:18-21.

2. Orhon, A.V. (2013). Akıllı Yapı Kabukları, 11. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi Bildiriler Kitabı, ss: 1481-1487, İzmir, Türkiye, 17-20 Nisan 2013.

3. "Smart Material Houses: BIQ” http://www.iba-hamburg.de/en/themes-projects/the-building-exhibition-within-thebuilding- exhibition/smart-material-houses/biq/projekt/ biq.html adresinden 04.04.2014 tarihinde alınmıştır.

4. .http://eluxemagazine.com/homes/algae-poweredarchitecture/ adresinden 21.02.2014 tarihinde alınmıştır.

5. http://www.nytimes.com/2013/04/25/business/energyenvironment/german-building-uses-algae-for-heating-andcooling. html?_r=0 adresinden 09.03.2015 tarihinde alınmıştır.

6. "Al Bahar Towers, Abu Dhabi” (Ocak 2013) http://www.ctbuh.org/TallBuildings/FeaturedTallBuildings/FeaturedTallBuildingArchive2012/ AlBaharTowersAbuDhabi/tabid/3845/ language/en-US/Default.aspx adresinden 02.02.2014 tarihinde alınmıştır.

7. Atagündüz, D. P.-I. (1989). Güneş Enerjisi Temelleri ve Uygulamaları. İzmir: Ege Üniversitesi Basımevi.

8. Aedas, mimarın röportajı, http://www.aedas.com/Al%20Bahr%20Towers adresinden 04.04.2014 tarihinde alınmıştır.

9. Holloway, James. "Modernizing the mashrabiya: Smartskinned Al Bahar Towers near completion” (7 Şubat 2013). http://www.gizmag.com/al-bahar-towers/26139/pictures#

3 adresinden 04.04.2014 tarihinde alınmıştır. 10. "Breathe Easy: This Building Eats Smog” (04 Aralık 2013).

http://www.businessweek.com/videos/2013-12-04/ breathe-easy-this-building-eats-smog adresinden 07.02.

2014 tarihinde alınmıştır.

11. Stone, Zack. (28 Mart 2013). "This Beautiful Mexico City Building Eats The City’s Smog”, www.fastcoexist.com adresinden 02.02.2014 tarihinde alınmıştır.

12. Winter, Caroline. (26 Nisan 2013). "A Building Designed to Eat Smog”, http://www.businessweek.com/articles/2013-04-26/a-building-designed-to-eat-smog adresinden 02.02.2014 tarihinde alınmıştır.

13. Arup. "GreenPix zero-energy media wall” http://www.arup. com/Projects GreenPix_Zero_Energy_Media_Wall.aspx adresinden 07.02.2014 tarihinde alınmıştır.

14. "Greenpix media wall by Simone Giostra & Partners” (07 Mayıs 2008). Dezeen Magazine. http://www.dezeen. com/2008/05/07/greenpix-media-wall-by-simone-giostrapartners/ adresinden 07.02.2014 tarihinde alınmıştır.

Not: Bu çalışma, 5-6 Nisan 2014 tarihlerinde YTÜ, İstanbul’da gerçekleştirilen 7. Çatı ve Cephe Sempozyumu’nda sunulan "Akıllı Yapı Cepheleri ve Sürdürülebilirlik" başlıklı bildiri geliştirilerek hazırlanmıştır.