Boyatürk Yapı Kimyasalları Dergisi | BASF, Enerji Verimliliği Çözümleriyle Sürdürülebilir Dünya Hedefinin Hizmetinde



BASF, Enerji Verimliliği Çözümleriyle Sürdürülebilir Dünya Hedefinin Hizmetinde

BASF, Enerji Verimliliği Çözümleriyle Sürdürülebilir Dünya Hedefinin Hizmetinde

Koray Uygur / Türkiye Pazar Geliştirme Yöneticisi - BASF ECCC Türkiye Temsilcisi - BASF The Chemical Company

Bana 21. yüzyılın en kilit kelimesini soracak olsanız, hemen ‘enerji’ derim. Çünkü ısınırken, serinlerken, çalışırken, TV izlerken, müzik dinlerken, aydınlanırken hep enerji kullanıyoruz. Çevremizi saran enerjinin sağladığı konfora öyle alışmışız ki; karanlık, klimasız ya da ısıtıcısız bir odada bilgisayarımızın 10 dakikalık şarjı kaldığını gördüğümüzde dehşete kapılıyoruz adeta!

 

Birçok şeyin değerini ancak onu kaybettikten sonra anlayabiliyoruz; enerjiyi kaybettiğimiz anlar da onun kıymetini en iyi anladığımız anlar oluyor genellikle…

 

Peki, yokluğu bir anda hayat kalitemizi dibe çeken enerjiyi verimli kullanıyor muyuz? Başka bir deyişle enerji konusundaki doğrulardan haberdar mıyız? Musluktan boşuna su akıtmanın büyük bir israf olduğunu, kullanmadığımız odaların elektriğini kapatmamız ve gece yatarken elektronik cihazların fişini çekmemiz gerektiğini hepimiz biliyoruz.

 

Fakat sürdürülebilir bir gelecek için bu küçük bireysel dokunuşların tek başına yeterli olduğunu söyleyemiyoruz. Büyük resmi görmek için endüstriyel tesislerde, yaşadığımız evlerde ve hatta kullandığımız otomobillerde ne gibi değişimler yaşandığından haberdar olmamız gerekiyor.

 

Örneğin; Avrupa’da binalarda kullanılan enerjinin üçte ikisi özel mülklerde harcanıyor. Binaların enerji performansının değerlendirilmesi ve yeni inşa edilecek binalar için gelişmiş standartlar getirilmesinin yanı sıra evlerdeki enerji tüketiminin ölçülebilir hale gelmesini sağlayacak sertifikasyonlar da AB ülkelerinin önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.

 

Günümüzde insanoğlu, gezegenimizin yenileyebileceği doğal kaynak miktarının yaklaşık 1,5 kat fazlasını kullanıyor. Dolayısıyla daha uzun bir süre bu şekilde devam edemeyeceğimiz son derece açık... Son yıllarda artan enerji talebiyle birlikte artık bu konuda yeni fikirlere, yeni çözümlere ihtiyaç var.

 

Enerji verimliliğinin arttırılması, hem endüstriyel hem de bireysel tüketiciler için bugünkü dünya şartlarında ‘olmazsa olmaz’ bir koşul… Özellikle son on yıllık dönemde tüketiciye sunulan otomobil, ev aletleri ve diğer elektronik cihazlar gibi endüstriyel ürünlerle enerji verimliliğini arttırma yolunda önemli adımlar atıldığını söyleyebiliriz, ancak bu adımların arkasının gelmesi gerekiyor.


Almanya, İngiltere, Polonya, Macaristan, İtalya, Fransa, Çin ve Kore gibi ülkelerde düşük enerji tüketen binalar, son yıllarda oldukça gözde... Biz de BASF olarak, dünyanın lider kimya şirketi kimliğiyle ev sahiplerini, mimarları ve mühendisleri sürdürülebilir bir gelecek için çaba göstermeye teşvik ediyoruz. Dünya genelinde enerji tasarrufu sağlayan binaların yaygınlaştırılmasına yönelik eğilim gün geçtikçe artarken, bunun maddi olarak ulaşılabilir olduğunu ortaya koyan projelere imza atıyoruz.

‘Yeşil Bina’ artık bir ütopya değil!

BASF olarak sürdürülebilirlik kavramını ekonomik, çevresel ve sosyal sorumluluklar kapsamında ele alıyor; tüm faaliyet alanlarımızda "sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratma” misyonuyla hareket ediyoruz.

 

Başarımız, uzun vadede rekabetçi bir şekilde enerji ve hammadde sağlamamıza bağlı. Bu nedenle de dünya genelindeki enerji verimliliğimizi attırmak üzere sürekli olarak çalışıyoruz.

 

2050 yılında yaklaşık dokuz milyara ulaşması beklenen dünya nüfusunun yüzde 75’inin kentlerde yaşayacağı öngörülüyor. Bu doğrultuda daha şimdiden büyük bir hızla geliştiğini gördüğümüz inşaat sektörünün yeni fikirlere ihtiyaç duyacağı ortada.

 

Türkiye’de LEED sertifikalı binalarıyla yeşil bina konseptinin öncülerinden biri olan BASF, yapı sektörünün önde gelen hammadde, sistem ve çözüm sağlayıcısı olarak yapım esnasında kullanılan kaynakların miktarını ve dolayısıyla enerji tüketimini azaltan ve yaşam konforuna daha fazla katkıda bulunan çözümler geliştiriyor.


Tüm üretim süreçlerinde "sürdürülebilir bir gelecek için kimya yaratma” misyonuyla hareket eden BASF, yapılarda da aynı anlayışı benimsiyor. Kaynakların korunması, mümkün olan en düşük düzeyde enerji tüketilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması hedeflenen faydaların başında gelirken, projelerin sosyal ve ekonomik açıdan uygulanabilir olması için de çaba sarf ediliyor. BASF’nin inşaat uzmanları, bu doğrultuda Yeşil Bina Konseyleri’ne aktif katılım sağ ladıkları gibi; mimarlar ve şehir planlamacıları ile de yakın şekilde çalışıyor. Enerji verimliliğine ciddi anlamda katkı sağlayan bir portföye sahibiz. Örneğin; Neopor ürünümüz, en geniş çaplı olarak Dış Cephe Yalıtım Sistemleri (ETICS) alanlarında kullanılıyor. Gerçek Gri Neopor, bir yalıtım klasiği olan Styropor’un gelişmiş versiyonu olup; geleneksel EPS’ye kıyasla %20’ye varan oranda daha iyi yalıtım performansı sunuyor. Tanecikli malzeme, BASF’nin müşterileri tarafından köpük haline getirilerek cephelerin, çatıların ve döşemelerin yalıtımında kullanılmak üzere yalıtım levhalarına ve kalıplı parçalar haline dönüştürülüyor. İçindeki grafit parçacıkları malzemeye kendine özgü orijinal gri rengini verirken, aynı zamanda özel performans özelliklerini kazandırıyor. Optimize edilmiş Neopor Plus, Avrupa’da EPS malzemeler arasında elde ettiği en düşük ısı iletkenlik değeri levha kalınlığının azalmasını sağlıyor, böylece planlamacılar ve mimarlar için daha fazla esneklik sunuluyor. Yüksek performanslı yalıtım malzemesi Neopor Plus, düz çatıların yalıtımı için de ekonomik bir çözüm sunuyor.

Neopor yalıtım malzemeleri, pasif ev inşası standartlarını karşıladığı gibi, sıcak iklim bölgelerinde konutların soğutma enerjilerinden tasarruf sağlıyor.

 

LEED sertifikalı binalarımızla örnek oluyoruz Sadece ürünlerimiz ve üretim süreçlerimizle değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik anlayışımızı yansıtan binalarımızla tüm sektörlere örnek oluşturuyoruz. Tüm dünyadaki LEED sertifikalı yeşil binalarımızın ikisi Türkiye’de bulunuyor. Bu binalarımızın özelliği, güneş ışığından maksimum düzeyde faydalanılması ve yalıtımlarıyla enerji kaybını önleyerek akılcı bir sürdürülebilirlik modeli olmasıdır. Aynı zamanda bu binalar, doğal bir kaynak olarak iteleyebileceğimiz yağmur suyunu tekrar kullanım için depolayan akıllı sistemlere sahip bulunuyor.

 

Türkiye’de sürdürülebilir kalkınma konusundaki farkındalığın ve duyarlılığın her geçen gün arttığını gözlemliyoruz. Gerek yerli gerekse yabancı firmalar, yönetim binalarının ve üretim tesislerinin uluslararası alanda geçerliliği bulunan sertifikalara sahip olmasına özen gösteriyor. Çevreye ölçülebilen bir katkı sağlayan yeşil bina konseptinin gelecekte çok daha yaygın hale geleceğine inanıyoruz.

 

Son olarak, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularında kamu ve özel sektöre de önemli görevler düştüğünü söylemek istiyorum. Özel sektördeki şirketlerin sürdürülebilirliği, şirket kültürünün bir parçası haline getirmeleri, beyaz ve mavi yakalıları bilinçlendirmeleri gerekiyor.

Uzun soluklu olan bu süreçte kamunun insanları bilinçlendirmeyi arttırması, uygun yasaların ve yönetmeliklerin çıkartılmasını sağlaması, bu yasalara titizlikle uyulmasının sağlanması, performansa göre teşviklerin sunulması ve sürdürülebilirlik derneklerine destek gibi önemli konularda öncü ve aktif rol oynaması da önem taşıyan konuların başında geliyor.