Necmettin Bitlis -Polisan Boya

  • Boyanın Duayenleri
  • Ziyaret: 1577
  • polisan, necmettin, boya, bitlis
  • Son Güncelleme: 13-02-2014
  • (Puanı 5.0/5 Yıldız) Toplam Oy: 2
  •  
    Share on Tumblr       

Necmettin Bitlis’in İş Öncesi Dönemi

1 Aralık 1928’de Malatya’da doğdum. Ailemizin kökeni Bitlis’e dayanıyor. Bitlis o tarihlerde İpek Yolu üzerinde bir ticaret merkezi. 80 bin nüfusu bulunan kentin yüzde 70’ini Müslümanlar, yüzde 30’unu Ermeniler oluşturuyor. Müslümanlar ve Ermeniler çok iyi komşuluk ilişkileri içerisinde bir aile gibi yaşıyorlar. Dedem Mehmet Emin Bey subay. Tayini, Mardin’e çıkıyor. 1. Dünya Savaşı yıllarında Bitlis Rus ve Ermenilerin işgaline uğruyor. Bitlis’te kalan ailemin büyük bir kısmı ölüyor. Bir kısmı da değişik yerlere gidiyor. Dedemin Mardin’e tayini, bizi bu badireden kurtarıyor.

Dedem daha sonra Malatya’nın Kâhta ilçesine tayin oluyor. Orada oturacak ev bulamıyor. Adıyaman da, Malatya’nın bir ilçesi. Oraya yerleşiyor. Babam Mahmut Faik Bey ve amcam Adıyaman’da idadiyi bitiriyorlar. Dedemin emekli olmasından sonra Malatya’ya taşınıyorlar. 8. sınıfa kadar Malatya’da okudum. Daha sonra İstanbul’a yerleşince babam beni Robert Kolej’e yazdırmış. Ancak benim okula 8. sınıftan itibaren devam edeceğimi zannediyor. Sonradan Robert Kolej’de dil öğrenmem için hazırlık okumam ve daha önce okuduğum sınıfları tekrar etmem gerektiğini öğrenince, kaydımı Şişli Terakki Lisesi’ne alıyorlar. Ortaöğretimi bu okulda tamamladım. O yıllar 2. Dünya savaşı yılları. Yüksek Kaldırım’da Avusturya Lisesi kapatılmış. 2. Ticaret Lisesi açılmış. Sirkeci’deki dükkâna yakınlığını da dikkate alarak oraya kayıt oldum. Ancak benim hayatımda okul hep ikinci planda geldi. Ben 78 yaşında Malatya’daki dükkânımız vasıtasıyla ticaretin içine girmiş oldum. Rahmetli amcam beni çok severdi, beni hep yanında götürürdü. Ondan sonra dükkânı değiştirdik. İlkokula giderken, okul çıkışları, tatilde dükkân kapanıncaya kadar kalırdım. Dükkânda olmak beni her zaman daha çok memnun ediyordu. Bu yüzden lise eğitimimi yarıda bırakarak, ticarete devam etmeye karar verdim.


Bitlis Ailesi ve Necmettin Bitlis’in İş Hayatına Atılma Öyküsü


Babam ve amcam Adıyaman’da idadiyi bitirdikten sonra gidecek başka okul olmadığı için eğitim hayatlarını tamamlıyorlar. Bir aktar dükkânı açıyorlar. Böylece ailemiz ticarete adım atmış oluyor. Orada işi büyütüyorlar. Hatta Halep’e gidiyorlar. Halep o devirde bölgenin İstanbul’u sayılıyor. Oradan devamlı mal alıp getiriyorlar. Sonra dedem emekli oluyor. Akrabalarımızın çoğu da Malatya’ya gelip yerleşmişler, zaten Adıyaman da Malatya’ya yakın. Dedem de Malatya’ya geliyor. Dükkânı, Malatya’ya taşıyorlar. Gene ticaret devam ediyor. Babam Malatya’dan evleniyor. En büyük torun ben oluyorum. Malatya’ya gelişleri 192021 yıllarına isabet ediyor. Dükkân büyüyerek, manifatura kumaş ayakkabı, hazır elbise her şey satılmaya başlıyor. Malatya’da ilk önce Afyon Han içinde büyük bir dükkânımız bulunuyor. Afyon Han’daki dükkândayken, bir gün Malatya’nın Belediye Başkanı İsmet İnönü’nün yeğeni Tayfun Temelli ziyarete geliyor. Babam Mahmut Faik Bey, Tayfun Temelli’ye, Malatya’da çamur içerisinde, yıkık dökük duran bir alandan bahsederek burada güzel bir çarşı yapılabileceği teklifinde bulunuyor. Yapılan inceleme sonucunda o alanın planlaması gerçekleşiyor. 52 dükkânlık bir proje ortaya çıkarılıyor. 1937 1938 yıllarında dükkanlar satışa çıkarılıyor. Biz de oradan bir yer alıyoruz. Çok sağlıklı yapılar yapılıyor. Bugün aradan 70 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen o dükkânlar pırıl pırıl durur. Karşısında Hükümet Konağı kuruldu, Belediye Başkanlığı kuruldu. Rahmetli Babam vaktinde iyi görmüş. Bugün Malatya’nın en kıymetli noktası…


Tekstille Tanışma


Babam 1942 senesinde İstanbul’a geldi. Sirkeci’de Büyük Postane’nin arkasında büyük bir dükkân kiraladı. Bizleri de İstanbul’a getirdi. Ben okulu bıraktıktan sonra dükkânda çalışmaya başladım. Alıp satmak beni tatmin etmedi. O zamanlar kumaş sektöründe küçük işletmelerin dokuma tezgâhları kullanılıyordu. Herkes bu tezgâhlarda dokutup, ondan sonra götürüp büyük bir fabrikada boyasını, apresini yaptırıyordu. Ben de iplik alıp dokuma yapmaya başladım. Babam önceleri; "Oğlum biz tüccarız alırız satarız, sanayicilik bizim işimiz değil” dedi. Ben yine de alıp satmaktan fazla hoşlanmıyorum bir şeyler üretmek istiyorum. Sonradan, o da kabullendi. Ben de işi büyüttüm. Topkapı, Yeşildirek, Yedikule’de 100 tezgâha iş vermeye başladım. Fakat apreyi yaptıramıyorum. 12 fabrika var. Malı veriyoruz 35 aydan önce alamıyoruz. Sıkıntı yaratmaya başladı. Ben, Zeytinburnu’nda 1955 yılında bir fabrika kiraladım.

 

 Bu fabrika 2. Dünya savaşından evvel Almanların kurmuş olduğu bir fabrika… Şimdi FOX TV’nin kullandığı bina… 1939’da savaş başlayınca burayı kapatıp gitmişler. Daha sonra birileri, içindeki makinalarla birlikte burayı satın almış. Bir gün buranın kuraya verilmek istendiğini duydum. Gittim baktım içinde bir sürü makine var tozlanmış vaziyette duruyor. 17 sene el sürülmemiş. Tanıdığım, sevdiğim 3 ustabaşını yanıma alarak makinaları kontrole gittim. Onların da uygun bulması ve yeni makinalar da getirerek, burasını iplik, dokuma, apre ve boyanın yapıldığı kombine bir kumaş fabrikası haline getirdik.


Dönüm Noktası


Zeytinburnu’ndaki fabrikayı 8 yıllığına kiralamıştım. Kontrat 1963 yılında bitiyordu. Bir süre sonra geceleri rüyama girmeye başladı. "Kontrat bittiğinde fabrikayı tekrar kiralamazlarsa ne yaparız” diye endişe içerisindeydim. 1961 senesinde Kâğıthane’deki mensucat fabrikası satışa çıktı. Biz de fabrikayı alarak işimizi buraya taşıdık.

Bu fabrikanın ilk kuruluşu sırasında bize ortaklık teklifi yapılmıştı. Babam, o zamanlar teklif konusunda benim de görüşüme başvurmuştu. Ben de ortaklardan bazılarıyla uyuşamayacağımızı görerek, "Onlarla olursak bizim huzurlu bir işimiz olmaz” demiştim. Babam da bu görüşüme katılmıştı. Nitekim fabrika kurulduktan bir süre sonra ortaklar arasında anlaşmazlık çıktı ve fabrika satılmak zorunda kaldı. Eğer biz onlarla beraber bu işe girmiş olsaydık bugün her halde bu noktalarda olamayacaktık.


POLİSAN Kuruluyor


Kâğıthane fabrikasının yanında 4 dönümlük boş bir arazi bulunuyordu. Burada da bir şeyler yapmayı düşündüm. Önceleri tekstil boyası üretmek istedim. Büyük çapta kullanıyorduk ve dışarıdan ithal ediyorduk. Ancak biraz araştırma yapınca bu konunun know how’ını elde etmenin çok güç olduğunu saptadık. Ne yaparız diye düşünürken, İsraillilerin burada tutkal fabrikası kurmak istediklerini öğrendim. Biz tutkalı aprede kullanıyorduk. Eskiden çok pis kokulu kemik tutkalı vardı boncuk tutkal derlerdi. Daha sonra yeni sulu plastikler çıktı. Aynı zamanda marangozların kullandığı beyaz tutkal… Hazır alıyorsun, sürüyorsun, çok güzel de sağlam yapıştırıyor. O zaman plastik boyaderdik, su bazlı boyanın da ana maddesini teşkil ediyor. Tekstilde kullanılıyor, deri sanayinde kullanılıyor. Bunun üzerine İsrailliler geldi. Konuştuk anlaştık. Maddenin temeli Polivinil Asetat (PVA)… "Poli” çok demek anlamına geliyor. Sonuna da "San” koyduk. "Çok Maksatlı Sanayi” anlamında kulağa da hoş gelen POLİSAN ismi doğdu. 1964 yılında da POLİSAN ismini tescil ettirdik. Önümüzdeki yıl da 50. yılını kutlayacağız. Ürettiğimiz tutkal öyle bir tutmuştu ki, marangoz nalbura gittiği zaman "bana 10 kilo polisan ver” diyordu, "tutkal ver” demiyordu. Bir süre sonra sıcak tutkal dediğimiz, sunta ve kontrplak sanayinin yapıştırıcıları olan Üre Formaldehit üretimine geçtik. POLİSAN büyümeye, kimyaya ağırlık vermeye başlayınca Kağıthane’deki kumaş fabrikasında iplik ve dokumayı kaldırarak, yalnız apre kısmını bıraktık. Kimyadaki üretimimizle Türkiye’de çok itibar gördük. Bunların hepsi ithal ediliyordu. Bunları üreterek döviz israfının önlenmesinde katkıda bulunduk, ayrıca istihdam yarattık.


POLİPORT’un Kuruluşu


Hammaddelerimizi o dönemde Kanada, ABD gibi ülkelerden alıyorduk. İçinde yanıcı, patlayıcı maddeler bulunuyordu. Bu nedenle şilepler Salı Pazarı’na yanaşamıyor, Ahırkapı’dan mavnalarla önce Çubuklu’ya gümrük kontrolüne gidiyor daha sonra karşı sahile geçiriliyordu. Bunların hepsi bir maliyet oluşturuyordu. Dedim ki; "Birisi kalkıp deniz kenarında bir yer yapıp bu tesisi kurarsa bizi bir sene içerisinde siler geçer”. Bu beni deniz kenarında bir yer arayışına itti. Dilovası’nda bugünkü yerimizi

buldum. Bataklık, berbat bir yerdi ama bizim için çok uygundu. 197273 yılında ilk tanklarımızı yaptırdık, daha sonra fabrikayı kurduk. Ondan sonra ihtiyaç büyük ölçüde arttı. Diğer sanayinin ihtiyacı arttı. Şimdi 350 bin metreküp kapasitede tank terminalimiz var. 200 civarında tankımız var. Kuru yük iskelesi var. Senede 34 milyon ton kuru yük, 12 milyon ton kimyasal madde getiriliyor. Bizimki yüzde 10’unu ancak teşkil eder yüzde 90 üçüncü şahıslara hizmet veriyor. 


Kâğıthane’deki Tekstil Fabrikası Çerkezköy’e Taşınıyor


Bu arada, boya apre işi yapan tekstil fabrikamızı da artık Kâğıthane’de bu işin yapılmasının imkanı kalmadığı ortaya çıkınca Çerkezköy’de sanayi bölgesine taşıdık. Şu anda Türkiye’nin en büyük boya apre fabrikasıdır.


POLİSAN Boya


1985 senesinde boya işine girdik. Boya işi şuradan geldi. Reçine yapıyoruz. Piyasada kopya edilip yapılmaya başlandı. Tutkal da aynı şekilde… Dedim ki; "Biz halka dönük bir mamul yapmalıyız ki bunu da marka haline getirelim bu şekilde haksız rekabetten kurtulalım. Halka dönük bir imalat yapmadığımız sürece bu işin sonu karanlık.” Bunun üzerine boya sektörüne adım atmaya karar verdim. İlave boya tesisi kurduk. Piyasada yoğun bir rekabet vardı. Özellikle büyük şehirler (İstanbul, Ankara ve İzmir’de) halihazırda

faaliyette olan markaların hakimiyeti altındaydı. Ben de kalktım Anadolu’ya gittim. Erzurum, Malatya, Sivas’ta her hafta 200300 kişiyi otobüslere bindirerek İstanbul’a getirdim. Derken bütün Doğu Anadolu bizim müşterimiz olmaya başladılar. Malı da kullandılar baktılar ki kaliteli… Tabii kimse kimsenin kara kaşına kara gözüne aşık olmaz, bir de yaptığın mala bağlı. Anadolu bizi son derece benimsedi. Yavaş yavaş derken Ankara, İstanbul ve İzmir de bizi benimsedi.


Bayilerimizle Aile Muhabbeti İçerisindeyiz


Bayilerimiz bizim için büyük önem taşıyor. Anadolu’yu sık sık dolaşıyoruz. Onlarla senede birkaç kere yurt dışına seyahatler yapıyoruz. Ben de imkân dâhilinde bu gezilere iştirak ediyorum. Müşterisatıcı ilişkisi değil bir aile muhabbeti içindeyiz. Herkes geldiği zaman fabrikada benim ekmek arası köftemi de yer. Çocuklarımı da alıştırdım. Onların dükkânlarına gider, çayını kahvesini içer, muhabbet ederiz. Bunların hepsi bayi üzerinde son derece müspet bir iz bırakıyor.


Güvenlerini Kazandık

2001 krizinde aşağı yukarı 45 milyon dolarlık bir anlaşmamız vardı. Biz anlaşmayı Türk lirası yaptık, hammaddeyi dolarla alıyoruz. Krizde dolar nereden nereye geldi. Şimdi akit yapmışız onlarla kalkıp develüasyon oldu dememiz olmaz. Malı göndermemek de olamaz. Bana, "Ne yapacağız” diye soruyorlar. Nasreddin Hoca’nın "kazan” hesabını hatırlatıp, "Doğduğuna inandın öldüğüne de inanacaksın. Vereceğiz arkadaşlar, sonuna kadar vereceğiz” dedim. Biz 2001 krizinde bunu yapmakla bayilerimizin büyük güvenini kazandık. Bugün Türkiye’de 6.000’i aşkın bayimiz var. Artık bütün bayilerimiz ailenin bir parçası durumundadır.



Günümüzde POLİSAN

1985’ten bu yana geçen 28 yıllık sürede Polisan Boya sektörün lideri konumuna gelmiştir. Bu başarı şans ve tesadüfün eseri değildir. Öncelikle kuruluşumuzdan beri yüksek çevre duyarlılığı ile hareket ettik. SEÇ (Sağlık, Emniyet, Çevre) talimatlarına, dünya standartlarına uygun tesisimizde ISO 9001, ISO 14001, ISO 18001 ve ISO 10002 belgelerine sahibiz. Kuruluşta 10.000 ton olan yıllık üretim kapasitemizi bugün 23 000 m2 açık/kapalı alan üzerinde 180.000 tona ulaştırdık. 2018 yılına kadar üretim tesislerimizi Organize Sanayi Bölgesindeki 142.000 m2’lik arazimiz üzerine taşımayı hedefliyoruz. Daima işimizi büyütmeye ve gelişmeye odaklıyız. Sektörde  birçok ilke imza attık; bu ilkler sayesinde insan sağlığına önem veren, çevreci ve yenilikçi kimliğimizi ortaya koyduk. Sektördeki ilklerimizin sadece birkaçını aşağıdaki gibi sıralayabilirim:

• Türkiye’nin ilk yağlı boya muadili su bazlı parlak sonkat boyası

• Su bazlı yol çizgi boyası

• 7 özellikli iç cephe boyası

• 9 özellikli dış cephe boyası

• Tüketiciye alışveriş konforu sağlayan satış noktaları

• Tek POS üzerinden taksit ve sadakat programı uygulamaları

• Türkiye ve dünyada ilk defa boya sektörüne farklı bir bakışla, boyanın tanımını ve konumlandırmasını değiştirerek " boya değil, ev kozmetik ürünleri üretiyoruz” konsepti ile ürünlerimizi "HOME COSMETICS” çatısı altında tüketici ile buluşturduk.

• Evinde farklı ve özel bir atmosfer yaratmak isteyen kadın tüketiciye hitap eden; decoart efekt boya serisi, duvar motifleri, boyanabilir duvar kağıtları ve boya parfümü ile boyayı nihai tüketiciye daha da yakınlaştırdık. Boyanın aslında bir külfet olmadığını,makyaj yapmak nasıl keyif veriyorsa evde boya yapmanın da bir o kadar keyifli olduğu bir dünya yarattık. Marka karakterimiz aynı bu markaya ruh veren ve tutku katan çalışanlarımız gibi; vizyoner, çözüm üreten, sempatik, fark yaratan ve sözünün eri.

100 Bin Ağaç Diktik

1990’lı yılların başında Dilovası bölgesindeki 50 dönümlük arazimizin etrafındaki ağaçlar kesilerek yok edilmeye başlandı. Buna duyarsız kalmam mümkün değildi. Hemen Orman Bakanlığı ile irtibata geçtim. Bakanlık bize "koru kullan” yöntemiyle arazimizin yanı başındaki ormanı devralmayı önerdi. Tüm alan olmasa da 2 bin dönümlük kısmı korumak üzere gönüllü olduk. Polisan, söz konusu tarihten itibaren, 20 milyon TL harcayarak, bu orman arazisinin etrafını tel örgü ve koruma duvarlarıyla çevirmiş, ağaç kesimlerini önlemiş ve "Ağaçlandırma Kanunu” çerçevesinde 100 bin ağaç dikmiştir.

"Her Şey Hayal Etmekle Başlar”

Bilgisi olan değil hayali olan başarır. Bilgi anonimdir, herkese aittir. "Bildikten sonra her şey başarılır” inanışına sahipseniz eksik fikirdesiniz demektir. Tarihe adını yazan nice isim sadece bilgili oldukları için mi başardılar? Hayır. Bu insanlar hem bilgili oldukları hem de bir hayale inandıkları için başardılar. Her şey hayal etmekle başlar. O da kâfi değil. O hayali de kafanızda eğer tecessüm ettirebiliyorsanız önemli. Ben, öyle kâğıda dökmesini bilmem ama kafamdaki hayali anlatırım. Ben orta mektepten ayrıldım. İş hayatında sanayiye girişimde, demek ki yaradılıştan gelen bir şeyler var. Hayal zaten bir projedir. Hayali kurmak kolay değil ama onu da kafanızda canlı olarak tecessüm etmek lazım. O tecessüm ediyorsa o işe girin, etmiyorsa girmeyin. Bir de, dinlemesini bilmek lazım. Ne kadar çok dinlerseniz o kadar bilgiye sahip olursunuz. Ayrıca yaptığınız işin daha fazla kâr eden yanına yatırım yapın. Alıp satarken kazandığınızdan daha çok kazanacağınızı gördüğünüzde üretim aşamasına da el atın. İşinize katkı sağlayacak farklı alanlara yatırım yapın, farklı alanlardaki kazançlı işleri de görmezden gelmeyin.

Polisan Holding’in Yolculuğunda Önemli Kilometre Taşları


Polisan Holding, geçen 50 yıl içinde boya, kimya, tarım, tekstil, inşaat ve lojistik (liman işletmeciliği) olmak üzere altı farklı sektörde faaliyet gösteriyor. Polisan Holding, geçen yıl sermayesinin bir bölümünü halka arz ederek kurumsal yapısını pekiştirmek amacıyla önemli bir adım attı. Polisan Holding, tüm sektörlerdeki pazar payını arttırarak istikrarlı büyümesine devam etmektedir.

• 1956 Zeytinburnu’nda tekstil apre boya fabrikasının kurulması.

• 1961 Kağıthane’de Şark Mensucat fabrikasının kurulması.

• 1964 Polisan Kimya Emülsiyon Reçine (PVA) üretiminin başlaması.

• 1968 Formaldehit Reçine üretiminin başlaması.

• 1971 Poliport lojistik ve depolama aktivitesinin başlaması.

• 1985 Dekoratif boya üretiminin başlaması (Polisan Boya).

• 1994 Genel Müdürlüğün Kağıthane’den Dilovası’na taşınması.

• 2005 Şark Mensucat Fabrikası’nın Kağıthane’den Çerkezköy organize sanayi bölgesine taşınması

• 2005 Emülsiyon reçinenin satış ve dağıtımı amacıyla Dow Chemical (Rohm&Haas) ile ortak şirket kurulması.

• 2009 Polisan Yapı Kimyasalları A.Ş. kurularak beton katkıları ve Adblue üretiminin başlaması.

• 2011 yılında Polisan Tarımsal Üretim San. ve Tic. A.Ş. kurularak fidan yetiştiriciliği faaliyetlerine başlandı.

• 2012 Polisan Holding hisselerinin IMKB’de halka arzı.

• 2013 yılında POLİSAN HELLAS SA olarak kurulan şirket aracılığıyla Yunanistan’da POLİETİLEN TEREFTALAT (PET) GRANÜL ve PREFORM tesisi 75.000 m2 arazisi ve 15.000 m2 kapalı alanıyla beraber satın alınmıştır.

PET, ağırlıklı olarak meşrubat, su, yiyecek ve içecek kapları üretiminde kullanılmakta olup hedef pazarlar Yunanistan, Balkanlar ve Türkiye olarak belirlenmiştir. Bu sayede, her biri kendi alanında öncü ve güçlü kuruluşlar olan; boya, kimya, tarım, tekstil, inşaat ve lojistik (liman işletmeciliği) olmak üzere altı farklı sektörde faaliyet gösteren Polisan Holding, 9. iştiraki Polisan Hellas ile, kimya sektörü içerisindeki "plastik ürünler” sektörüne adım attı. Aynı zamanda ülke sınırlarını aşan ve Avrupa kapılarını araladığı ilk yatırımını gerçekleştirmiş oldu. Kuruluş ilkesi olarak, sürekli gelişimi benimseyen Polisan Grup, yurt içi ve yurt dışı atılım hızını arttırarak sürdürmekte ve Türk Kimya sektörünün öncü kuruluşlarından biri olmaya devam etmektedir.

 





Necmettin Bitlis